Rum basınında yer alan değerlendirmelere göre, son dönemde özellikle İsrailli iş insanları ve şirketler Limasol ile Larnaka çevresinde yoğun şekilde gayrimenkul yatırımı yapıyor. İlk etapta şehir merkezlerinde apartman daireleri, lüks konutlar ve özel siteler satın alan İsraillilerin, artık kullanılmayan kırsal yerleşim alanlarına yöneldiği belirtiliyor.
İsrailli nüfus ve mülk tartışması
Rum İçişleri Bakanlığı verilerine dayandırılan haberlerde, Güney Kıbrıs’ta yaşayan İsraillilerin sayısının 25 bini geçtiği öne sürüldü. Bölgedeki bazı siyasi çevreler ise İsraillilere yapılan yoğun mülk satışlarından rahatsızlık duyduklarını açıkça dile getirmeye başladı.
Muhalefet temsilcileri, özellikle kıyı bölgeleri ve kırsal alanlarda artan İsrail sermayesi etkisinin uzun vadede demografik ve ekonomik sonuçlar doğurabileceğini savunurken, hükümete mülk satışlarına sınırlama getirilmesi çağrısı yaptı.
Hedefte terk edilmiş köyler var
Tartışmaların merkezine ise Limasol kırsalındaki eski bir yerleşim alanı oturdu. Uzun yıllardır kullanılmadığı belirtilen ve altyapısı büyük ölçüde işlevsiz hale gelen Trezena köyündeki geniş arazilerin, İsrailli yatırımcılarla bağlantılı bir şirket tarafından satın alındığı iddia edildi.
İddiaya göre şirket, yalnızca köydeki yapıları değil, çevredeki tarım arazilerini ve hisseli mülkleri de kapsayan geniş çaplı bir satın alma süreci yürüttü. Mirasçılarla tek tek temas kurularak parça halinde alınan arazilerin zaman içinde aynı yatırım grubunun kontrolüne geçtiği ileri sürüldü.
Sosyal medyada tepki büyüdü
Köyle ilgili sosyal medyada yayılan “İsrailliler köye girişe izin vermiyor” ve “kilise yıkılacak” iddiaları kısa sürede gündem olurken, yerel yönetim söz konusu paylaşımların gerçeği yansıtmadığını açıkladı. Belediye yetkilileri, bölgede planlanan projenin konut, tarım ve turizm odaklı bir dönüşüm çalışması olduğunu savundu.
Projede yeni yaşam alanları, çiftlik tesisleri ve butik üretim merkezlerinin yer aldığı belirtilirken, tartışmalara konu olan tarihi kilisenin de restore edilmesinin planlandığı ifade edildi.
Yerel yöneticiler ise güvenlik gerekçesiyle bazı alanlara geçici giriş sınırlaması getirildiğini, bunun “köyün kapatıldığı” anlamına gelmediğini söyledi. Ancak yaşanan gelişmeler, Güney Kıbrıs’ta İsrail sermayesinin artan etkisi ve İsraillilere yapılan toplu mülk satışları konusunda siyasi tartışmaları daha da büyüttü.



